Beyin Göçü ve Türkiye

Profesör Doktor Aziz Sancar, Profesör Doktor Mehmet Öz, Profesör Doktor Gazi Yaşargil, Profesör Doktor Feryal Özel ve daha niceleri…

Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye, nitelikli, seçkin, uzman ve yetenekli iş gücünün; yetiştiği bir ülkeden ,başka bir ülkeye en verimli olduğu dönemde çalışmak ,araştırma yapmak için geçişi olarak tanımlanabilir. Değerli beyinleri kaybeden ülkelerin beyin göçü nedeni ile gelişmeleri daha da yavaşlarken, göç alan ülkelerin gelişmeleri daha da hızlanmaktadır.

Türkiye günümüzde önemli sayıda öğrenci ve araştırmacıyı yurt dışına gönderen bir ülkedir. ABD’ye en çok öğrenci gönderen 8. ülke olan Türkiye bu öğrenci ve araştırmacıların ülkeye dönmemesi nedeniyle önemli ölçüde beşeri sermaye kaybıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumu önlemek için sorunun temeline inerek beyin göçünün nedenlerini irdelemek gereklidir. Bu nedenlerin başında Türkiye’de yüksek öğrenim mezunları için önemli düzeyde işsizlik baskısı olmasına karşın gelişmiş ülkelerde eğitimli insanlar kolaylıkla iş bulmalarıdır. Düşük gelir, gelecek endişesi, mesleki alan darlığı beyin göçünün önemli etkenleri arasında yer almaktadır. Diğer taraftan AR-GE’ye yeterli kaynak ayrılmadığı için ülkede bilim adamları uygun çalışma şartlarından yoksundur. Bilimsel çalışmalara yeterli kaynağın ayrılmaması, fikir üretiminin ve buluşun yeteri kadar desteklenememesi beyin göçünü ivmelendiren sebepleri oluşturmaktadır. Özellikle fen bilimlerinde yüksek lisans ve doktora çalışmasını tamamlayan öğrencilerin ülkeye dönmemesinin en büyük nedenini bulundukları ülkede sağlanan maddi imkânlar oluşturmaktadır. Günümüzde refahın en önemli göstergesi olan insani gelişme yönünden gerilerde kalınması eğitimli insanları daha yüksek hayat standardını yakalayacakları ülkelere göçe teşvik etmektedir.



Bunların tamamen dışında olmak üzere sosyo-siyasal sebeplerden dolayı da beyin göçünün gerçekleştiği istatistikler arasındadır. Eğitimlerini tamamlayarak dönenler ise eğitim ve deneyimlerinin doğru yerlerde değerlendirilmemesi, ücretlerin yetersizliği gibi sebeplerden dolayı bilimsel çalışmalara önem verememektedir. Beyin göçü sadece ülkemizde olmamakla birlikte gelişmekte olan bütün ülkelerin problemidir.

1970’lerden sonra gelişmiş ülkelere yönelen göç akımları, vasıfsız işçilerin göçünden ziyade yetenekli, eğitimli kişilerin özellikle de araştırmacı ya da üniversite öğrencilerinin göçü şeklinde gerçekleşmiştir. Beyin göçünü, göç alan ve veren ülkeler açısından ayrı ayrı değerlendirmek gereklidir. Gelişmiş ülkeler açısından bakıldığında; bu ülkelerde, nüfus artış hızı düşük, eğitim çok pahalı, üretilen ürünlere talep fazladır. Yüksek teknolojik gelişme mevcut olup, sürekli kitlesel üretim yapılmaktadır. Bu iş ve hizmetleri karşılamak için bu ülkelerin yüksek ücretle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerden nitelikli iş gücü ithal etmesi bunu kendi ülkesinde yerel kaynaklardan karşılamasından çok daha ucuz ve kârlı hale gelmektedir. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerde, ücret/maaş eşitsizlikleri, eğitimli iş gücünde arz/talep dengesizliği, plansız/programsız eğitim sistemi, araştırma olanaklarının azlığı beyin göçünü tetiklemektedir.

NASA Hubble kadrosuna kabul edilmiş ilk ve tek Türk bilim insanı Prof. Dr. Feryal Özel, Arizona Üniversitesi‘nde bir astrofizik profesörüdür.

Prof. Dr. Mehmet Öz dünyaca ünlü tanınmış kalp cerrahıdır. Aynı zamanda yardımcı kalp cerrahi gereçleri programını da yürüten Mehmet Öz kalp transplantasyonu ,minimal girişimsel kalp cerrahisi ve sağlık kontrolü üzerine çalışmalar yapmıştır.



Amerika’da bulunan bilim insanımız Aziz Sancar, hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanmıştır. Aziz Sancar, “Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA’yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu ‘inhibe’ edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak.” diyerek yol haritasını açıklamış ve insanlık için büyük bir adım daha atacağının sinyallerini vermiştir. Aziz Sancar’ın geliştirip adını koyduğu “maxicell” tekniği ile buluşunu yapıp adını koyduğu “excinuclease/excision nuclease” enzimi terimleri Oxford Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü’ne girmiştir. Aziz Sancar bize ders niteliğinde olan şu sözleri dile getirmiştir. “Bana çok güzel öğretim veren kendi memleketimdir. Bana olağanüstü tıp eğitimi verdi ve o buradaki başarımın kaynağı oldu.” “Ben Türk’üm, o kadar! Mardin’de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam da ben Türk’üm.”“ Ben Türkiye’ye geldim geleli hiç televizyon açmadım, gazete okumadım. Çünkü hep kavga var. Eğer Türkiye bilimde öne geçecekse bu sosyal sorunları da çözmemiz lazım. O zaman bilim adamlarımız sosyal sorunlara kafa yorup üzülmez. Doğru dürüst bilim yapar.”

Dünyanın her yerinde imkanları olduğu takdirde bilim konusunda Türklerin neler yaptığı ortadadır. Gereken altyapıyı oluşturup bilime gereken değeri verir isek Mehmet Özler, Aziz Sancarlar ve daha nice Türk ülkemizde kalacak, sonrasında kaydedilen bu başarıların faydası kendi ülkemize olacaktır.

Bugün dünyada her alanda bilim ve üretimi ileri seviyede olan ülkeler söz sahibi olmaktadır. Çünkü bilim üretmek demek sanayi, tıp ,askeri-savunma ve nice kritik alanda baş çekmek ve var olmak demektir.

Bizler bilimin öncülüğünü yapmış bir medeniyetin mirasçıları olarak bugün yeniden ürettiğimiz bilim, sanayi ve faydalı daha birçok argümanla dünya üzerinde var olmak durumundayız. Gerek coğrafyamız, gerekse tarihin bize yüklediği adaleti tesis ,insanlara fayda sağlama erdemleri donanımlı ve eğitimli insanlar sayesinde gerçekleşebilir.

Mücahit KAR



Kaynakça
https://www.researchgate.net/publication/281641289_GELISMEKTE_OLAN_ULKELER_VE_BEYIN_GO
CU_TURKIYE_ORNEGI
http://www.kefdergi.com/pdf/18_3/18_3_20.pdf
http://www.emo.org.tr/ekler/cd92dbca243f63e_ek.pdf
http://www.emo.org.tr/ekler/0353558f3ae8b91_ek.pdf

Son Yazılar: