BİRLEŞİK KRALLIK VE BREXIT

          Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması, kısaca Brexıt olarak tanımlanıyor. Öncelikle Birleşik Krallık; İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın oluşturduğu anayasal monarşi devlet yapılanmasına sahiptir. Hem monark hem de meclise sahip bir yapıdadır. Meclis ise kraliçe tarafından seçilen lordlar ve halktan gelen avam kamarasından oluşur.

           İngiltere, Galler, İskoçya, Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık, 1 Ocak 1973’ten beri AB üyesi olmakla beraber Euro birliğinde ve Schengen içinde yer almamaktadır. Schengen Alanı’nın parçası olmayı ve tek tip vize politikası uygulamayı tercih etmeyen Birleşik Krallık, aynı zamanda euro yerine kendi para birimi sterlini kullanmaktadır. Avrupa Sosyal Şartı, Temel Haklar Şartı gibi AB üyeleri için bağlayıcı olan birçok düzenleme ve politikanın dışında kalmışlardır.

          Brexıt, Birleşik Krallık’ın ilk Avrupa referandum girişimi olmayacaktır. 1975 yılında, yani topluluğa katılmalarından iki yıl sonra da böyle bir girişimde bulunup o zamanki adı ile Avrupa Ekonomik Topluluğu’ndan erkenden ayrılmak istemiştir. Seçmenlerin %67’si üyeliğin devam etmesi yönünde oy kullanmıştır. Ayrıca o tarihte İşçi Partisi Hükümeti’nin Başbakanı olan Harold Wilson kabinedeki bölünme yüzünden bu işi askıya almıştır.

          Geçmişte üyelik talebi iki kez Fransa’nın vetosuna takılmış olan Birleşik Krallık, AB içinde öteden beri esnek işbirliğini, teknik tabirleriyle “iki vitesli” “à la carte” Avrupa’yı savunmaktadır. Bunun örneklerini; Euro ve Schengen bölgeleri dışında kalması, ulusal çıkarlarını AB’ninkilerin önünde tutarak, Brüksel’e daha çok yetki veren her türlü önerinin karşısında olmalarından görmekteyiz.

İNGİLTERENİN BREXIT SÜRECİNE GİRME NEDENLERİ

          Referandumun  asıl hedefinde, göçmenlik ile ilgili iltica ve mücadelede yetersizlik, son zamanlarda yer alan mülteci krizi, parasal politikalarında Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği içinde yeterince para basamama durumu, Avrupa’da son zamanlarda yükselen ırkçılık, islamofobi, direniş gibi fikir atılımları, mültecilerin Avrupa Birliği içerisinde yetersiz kalan sistemi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği içerisine girdikten sonra, Birleşik Krallık halkının Türkiye çıkarlarını ve ortak atılıma kadar olan ilişkilerini destekleyememeleri yer almaktadır.  Perde arkasında yatan sebepler ise Birleşik Krallık, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerin Avrupa Birliği’ni oluşturan asıl bloğun karşısında daha hızlı büyümeleri ve gelişmeleridir. Yan nedenlerinin bir tanesi de Birleşik Krallık – İspanya ve Birleşik Krallık – Almanya ilişkilerinin son zamanlarda  sıkıntı çekmesidir.

          Son dönemlerde Brüksel’e devredilen yetkilerinin bir kısmının geri alınması, AB bütçesi ve bunun ekonomiye geri dönüşü gibi konularda AB karşıtlığının yükselmesi ile Başbakan Cameron, 2015 yılında genel seçimi kazanırsa; genel başkanı olduğu Muhafazakar Parti’de yükselen AB karşıtlığının da etkisiyle ülkesinin AB üyeliğini referanduma götüreceğini belirtmişti.

• BÜTÇE SORUNU: İngiltere, AB bütçesine sağladığı katkıdan daha az harcama yapıyor. Böylece Fransa ve Almanya gibi AB bütçesine net katkı yapan ülkeler arasında yer alıyor. Bütçe için yapılan harcamalar diğer AB ülkelerine yatırım yapılması için kullanıyor olsa da İngiltere ekonomisi güçlendikçe, bütçenin faturası arttığı için bütçe sorunu İngiltere ekonomisinde sorun yaratıyor. 2008 yılında İngiltere’nin bütçeye sağladığı net katkı 2.7 milyar pound iken, 2014 yılında 11.34 milyar pounda ulaşmıştır.

 • GÖÇMEN SORUNU: Serbest dolaşım ile sınır kontrolü, ülke içi ucuz iş gücü artışı ve çalışmak amacıyla diğer Avrupa ülkelerinden gelen insan sayısının düşürülememesi.

 • PARA POLİTİKASI: Çıkışı destekleyenler; İngiltere’nin euro yerine kendi para birimini kullanıyor olmasını neden gösterip, ülkenin, AB’nin finansal karar mekanizmalarında yeterince etkili olamadığını düşünüyor.

BREXIT SÜRECİ

Brexıt, ilk dayanağını 2008 Lizbon Antlaşması’nın 50. maddesinden alıyor. Bu madde ile AB’den çıkma yolu  somut  bir hal alıyor, ancak bu sadece başlangıçta, kağıt üzerinde kalıyor. Bu fikri de ortaya BK başbakanı Davıs Cameron atıyor . Muhafazakar Partiden olan ve yeni bir başbakanlık seçiminde partisinin adayı konumunda bulunan Cameron  için  işler yolunda gitmiyor, resmi olmayan anketlerde ve kulislerde devrileceği öngörülüyordu. Mevcut iktidar Muhafazakar Parti, çareyi Brexıt ile buldu. Seçim vaadiyle ortaya sunan fikri biraz da kibirle harmanlayan iktidar halkın bir kısmından kabul gördü. Sebep şu ki ilk kadın başbakanı Margaret Thatcher ( Demir Lady) döneminde dahi İngiltere kendini ne Fransa ne de Almanya ile eş değer görmüyordu. AB’ye girdiği dönemde para birimini değiştirmemesi de buna dayanak teşkil edilebilir. Duruma hukuki boyutta bakmak gerekirse, AB’ye üye ülkeler hukuki açıdan AB anayasasına tabidir. Topluluğa dahil ülkeler yasamada bu anayasaya tabi ve yasalarda oluşabilecek zıtlıklarda hiyerarşi bakımından AB anayasası asli nitelik kazanır. İngiltere Parlementosu’nda bir grup azınlık, bu sebeplerden ötürü Daha özgür İngiltere sloganını ortaya atmışlardır.

          Birleşik Krallık’a bağlı Kuzey İrlanda ise bu karardan hiç de hoşnut değildir. Zira İrlanda ile yakın zamanda son bulan dönem dönem fiziksel manada da çatışmalara, terörizm boyutuna  varan anlaşmazlıklar ve mevcut halde süregelen barış ortamını bozmak istememek bunda etkili olmuştur. Öyle ki iki ülke ticaret anlamında çok büyük işler yapmıştır. Haliyle AB’den çıkması demek bu ülke arasında oluşacak bir duvar ve gümrük demektir. Gümrük ise ticareti yavaşlatacak ve transit geçişleri engelleyecektir.

          Soluksuz devam eden referandum tartışmaları referandumla bambaşka boyuta ulaştı. %52 – %48 gibi birbirine çok yakın sonuçlar ortaya çıktı. Referandum yapıldı, ancak kimse sonrasını düşünemedi. Bilinçsiz bir şekilde Cameron ile ortaya atılan bu düşünce referandumdan hemen sonra Cameron’ın  istifası ile halkta şok etkisi yarattı. Bu da ortaya atılan fikrin dayanağı , krokisi  olmadan seçim vaadi dışında bir amaca hizmet etmeyen proje olduğunu gözler önüne serdi.

         İktidar Muhafazakar Parti ise sonrasında  başa Terecca May’i getirdi. Yeni bir Demir Lady olarak görülen May isteneni veremedi. Referandum sonrası bir türlü ayrılma  gerçekleşmedi. Çünkü ayrılmanın çok büyük dezavantajları ve sonucunda çok büyük sorunlara yol açacak nedenleri vardı. Brexit referandumu sonrası önce Yüksek Mahkeme Brexit yasa taslağının Parlamentonun onayından geçmesine karar vermiş, ardından tasarı Parlamentonun üst kurulu Lordlar Kamarası’nda değişiklik talepleriyle karşılaşmıştı. Lordlar Kamarası tarafından, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma sürecini resmen başlatmaya izin veren tasarının onaylanmasıyla birlikte Theresa May’in imzası ile üyelikten ayrılık sürecini başlatan mektup AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’a 29 Mart tarihinde sunuldu. 8 Haziran 2017 tarihinde gerçekleştirilen erken seçimlerin sonuçlarına göre Theresa May’in liderliğindeki iktidar partisi mecliste çoğunluğu kaybetti. Brexit sürecini de etkileyecek bir sonuç ortaya çıktı. Ancak 19 Haziran’da Birleşik Krallık AB ile Brexit müzakerelerine Brüksel’de başladı. Bundan sonra taraflar, öncelikler ve tarihler konusunda anlaşmaya vardı. Görüşmelerin AB’nin istediği gibi sıralı bir şekilde yapılması ve ilk etapta vatandaş haklarının, İrlanda ile Birleşik Krallık’a bağlı Kuzey İrlanda arasındaki sınır sorununun ve ayrılığın mali açıdan  kapsayan konuların ardından AB’den ayrılma anlaşmasının şartlarının ve geçiş döneminin ve son olarak ilişkilerin geleceğinin ele alınması planlandı.

          Birleşik Krallık Hükümeti Brexit’e yönelik strateji belgesini de ayrıca yayımlamıştı . Strateji, AB ile müzakerelerde ulaşılması amaçlanan 12 hedeften oluşuyordu. Bu hedefler arasında İngiltere ve İrlanda arasındaki ortak seyahat alanını korumak, ortak pazardan çıkarak AB ile serbest ticaret anlaşması yapmak, Avrupa’yla emniyet ve istihbarat paylaşımını sürdürmek ve Birleşik Kralık’taki AB vatandaşlarının göçmenlik haklarıyla, AB içindeki Birleşik Krallık vatandaşlarının göçmenlik haklarını kontrol etmek bulunuyordu. Strateji belgesi Birleşik Krallık’ın ne tür bir Brexit anlaşması yapılacağının açıklığa kavuşması açısından önem taşıyordu.

          Avrupa ile kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasını hedefleniyordu. Birleşik Krallık, AB’nin ticari ve ekonomik düzenlemelerinden ve kısıtlamalarından muaf olmak istiyordu. Dahası küresel ekonomik büyüme içerisindeki payını giderek artıran gelişmekte olan  piyasa ekonomileriyle bağımsız karşılıklı serbest ticaret anlaşmaları imzalayabilmek istiyordu. Çünkü mevcut AB ortak pazar düzenlemeleri üye ülkelere üçüncü ülkelerle karşılıklı serbest ticaret anlaşması imzalama hakkı tanımıyordu.

          İngiltere’de 23 Haziran 2016’da yapılan referandumda, yüzde 48’e karşı yüzde 52’le AB’den ayrılma kararı alınmıştı. 29 Mart’ta gerçekleşmesi gereken Brexit, parlamenterlerin May’n AB’yle vardığı anlaşmayı onaylamaması nedeniyle önce 12 Nisan’a, daha sonra da 31 Ekim’e ertelenmişti. May, Haziran ayı başında dördüncü kez parlamentoya sunulacağını bildirmişti. May, anlaşmayı Avam Kamarasından geçirebilmek için aralarında ikinci Brexit referandumunun oylanmasının da bulunduğu bir dizi “taviz” vereceğini açıklamıştı. The Times gazetesi, İngiltere Başbakanı Theresa  May’ın Brexit planına kendi kabinesinin karşı çıkması nedeniyle istifa ettiğini iddia etti. May bunun üzerine mayıs ayında direnemeyip liderliğini 7 Haziran’da sonlandıracağını gözyaşlarıyla ifade etti. May buna gerekçe olarak parlementoya üç kez Brexıt’ı sunduğunu ama kabul görmediğini milletvekillerine de ‘Uzlaşma, ayıp bir şey değildir’ açıklamalarında bulunarak istifa kararını açıklamıştır.

          May hal böyleyken kendi partisi Muhafazakar Parti taraflarınca veto edilerek  üç kez devrilmeye çalışılmıştır. AB ile ılımlı bir şekilde anlaşmaya varan May anlaşmayı veto edileceğini bilerek  meclise dahi sunamadı..May yerine yeni başbakan eski dışişleri başkanı olan Boris Johnson getirildi. Borıs ise anlaşmasız ve hızlı Brext’ten yana. Muhafazakar Parti’nin yıllık Konferansında konuşan Johnson önce Avrupa Birliği karşıtı olmadıklarını belirtti daha sonra ise “Ne olursa olsun 31 Ekim’de Avrupa Birliği’nden ayrılacağız.” ifadelerini kullandı. 

İNGİLTERE AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN NASIL ÇIKACAK ?

Avrupa Birliği Lizbon Anlaşması’nın 50. maddesi bir ülkenin üyelikten çıkışını düzenlemektedir. Buna göre ilgili ülkenin çıkış talebini AB Konseyi’ne iletmesi ardından yapılacak AB Zirvesi tarafından belirlenecek yönlendirici ilkeler çerçevesinde Avrupa Birliği’nden çekilmeye ilişkin kuralları ve yeni ilişki şeklini belirleyecek bir anlaşma müzakere edilecek, uzlaşma halinde anlaşma akdedilecektir. Anlaşmayı Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi onaylayacaktır.

          Müzakere süresi ise en fazla iki yıldır. Müzakere bitene ve yeni anlaşma yürürlüğe girene kadar İngiltere’nin tam üyeliği sürecektir. Tüm hakları kalacak ve yükümlülükleri de aynen uygulanacaktır. İki yıl içinde müzakereler sonucunda anlaşma olmazsa, müzakereler otomatik olarak biterek üyelik düşmektedir. İki yıllık müzakere süresi tüm üye ülkelerin onaylaması halinde uzatılabilmektedir. İngiltere ile ayrılık müzakerelerinin hemen başlaması ve iki yıl içinde tamamlanması hedeflenmektedir.

BREXIT SONRASI İNGİLTERE’Yİ BEKLEYEN SORUNLAR

          İngiltere 2,76 trilyon dolarlık milli geliri ile AB’nin ikinci büyük ekonomisidir. Küresel krizden Euro Bölgesi’ne göre daha çabuk çıkan İngiltere’nin ticari ilişkilerinin yarısı birlik içinde gerçekleşmektedir. İngiltere’de kısa ve orta vadede ekonominin yüzde 5-6 arasında küçülmesi beklenmektedir. Sterlinin yüzde 10-12 arasında değer kaybetmesi öngörülmektedir . İngiltere’nin kredi notu da düşecektir. Doğrudan sermaye yatırımları ve sermaye hareketleri olumsuz etkilenecektir. Cari açığın finansmanında sıkıntı olabilecek derecelere gelecektir. Bu olanlarda sonra küresel finans merkezi Londra da olumsuz etkilenecektir. Toplam ihracatının yaklaşık yüzde 45’ini, toplam  ithalatının ise yaklaşık yüzde 54’ünü AB ülkeleri ile yapan ve yaklaşık iki milyon AB vatandaşını Birleşik Krallık’ta çalıştıran  İngiltere’nin dış ticaretinde yavaşlama ve daralma beklenmektedir.

BREXİT SONRASI İNGİLTERE’DE DÜŞÜNÜLEN MODELLER

Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasını isteyenlerin kafasında çizdiği üç model vardır: Birincisi; Birleşik Krallık, Norveç gibi Avrupa Ekonomik Alanı (EEA)’ya katılacak ve ticareten alışverişe oradan devam edecektir. İkinci model; Birleşik Krallık, İsviçre gibi üyesi olduğu Avrupa Ekonomik Komisyonu (EEC)’nda kalıp ticaret olarak anlaşmaları kendisi yapmaya devam edecektir. Son model ise; Birleşik Krallık, Türkiye modeli uygulayarak Avrupa Ekonomik Komisyonu (EEC)’nda kalıp, hem ticaret olarak anlaşmaları kendisi yapmaya devam edebilecek hem de Avrupa birliği kurallarını Birleşik Krallık Parlementosu’ndan geçirip istediği maddeleri yasalaştırmayı devam edebilecek.

BREXIT’IN AVRUPA VE DÜNYAYI NASIL ETKİLER

          Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması, İngiliz sterlinini, euroyu, Amerikan dolarını, Avustralya dolarını, Hindistan rupeesini ve Danimarka kronunu olumsuz etkilemiştir. Bir Sterlin, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması ile beraber 3.80 Türk Lirası’na kadar düşmüştür. Amerikan ve Hint Borsaları’nda acayip düşüşler yaşanmıştır, Avrupa Borsa’sı, yaklaşık olarak %4-%12 arası hisse kaybetmiştir.

        Avrupa Birliği ekonomisi ve ticaretinin yavaşlayacak olması yüzde 2,5 olan küresel ekonomik büyüme beklentisini de olumsuz etkileyecektir. Dünya ekonomisinde büyüme yavaşlayacaktır. Zaten daralmakta olan dünya mal ticareti de olumsuz etkilenecektir.

        Alman Maliye Bakanı Schauble özeti veriyor zaten “İngiltere olmadan AB daha az liberal, daha verimsiz ve dünyadaki etkisinin azaldığı bir sürece girer.”

        Küresel mali piyasalarda da güvenli varlıklara hızlı bir sermaye kaçışı yaşanmaktadır. Dünya ekonomisinde yavaşlama beklentisi ile petrol fiyatları da gerilemektedir. Küresel ölçekte mali varlık fiyatları ve değerleri de AB öncelikli olarak düşmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde de sermaye düşüşleri  olmaktadır. Bu gibi ekonomik kayıplar devam da edecektir.

BREXIT TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER

          İngiltere, Türkiye için oldukça önemli bir ticaret ortağıdır. Türkiye’nin Almanya’dan sonra en fazla ihracat yaptığı ülke olan İngiltere, aynı zamanda en yüksek dış ticaret fazlası verdiğimiz Avrupa ülkesi olarak da dikkat çekiyor.

          AB Gümrük Birliği anlaşması neticesinde, Türkiye’den İngiltere’ye ithal edilen sanayi ürünlerinde sıfır gümrük vergisi uygulanıyor. İngiltere’nin AB’den ayrılması, üzerine  Gümrük Birliği’nden ve Avrupa Ekonomik Bölgesi’nden de çıkması Türkiye dış ticaretini etkileyebilir. Bu durumda İngiltere ve Türkiye arasında gümrük tarifelerine ilişkin yeni anlaşmalar yapılması gerekecektir. Ancak 2015 yılı verilerine göre iki ülke arasındaki ticaretin büyüklüğünün 16 milyar dolar seviyelerinde olduğunu görmekteyiz. Dolayısıyla yapılacak ikili anlaşmalar ile iki ülke arasındaki ticaretin olumsuz etkilemeyeceğini düşünülüyor. İngiltere Başbakanı’nın 24 Şubat’ta referandum tarihini açıklaması sonrası İngiltere para birimi sterlin; Türk lirası karşısında %3,3 değer kaybetmişti. İngiltere’nin AB’den ayrılması durumunda sterlinde kalıcı değer kayıpları yaşanması halinde ki böyle bir durumda kaçınılmaz olacaktır, dış ticaretimiz üzerinde olumsuz bir etkisi olur. İngiltere’nin  AB’den ayrılsa dahi ticari ilişkilerde birlikteliğin devam etmesi ve birlik avantajlarından yaralanabileceği özel bir model benimsenebileceği konuşulmaktadır. Bu şekilde oluşturulacak yeni model Türkiye’nin tam üyelik dışında AB’ye dahil olma yolunu bile açabilir.    

Muhammet Emre Güneş

KAYNAKÇA

BBC

TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

LİSBON ANTLAŞMASI 

AB TÜRKİYE DELEGASYONLUĞU

(https://www.avrupa.info.tr/tr)

MAİB Ekonomi danışmanı Can Fuat GÜRLESEL

MAKFED

GCM FOREX

İKTİSADİ  KALKINMA VAKFI                            

And Dergi 5. sayısında yayımlanmıştır.     

Kırlangıca dair: Yoz damdan bozma yirmi sene Ve fakülte, deprem, şair Kıvılcım. . Sonrasını masalarda anlatmadan önce Masaların sağır diplerine ...
Daha Fazlasını Oku
Bir toplumda kan, kan ile israf edilmişse Mezarlığın yabancısı değilse fikirler Savaş görmüş biz azınlıklar için sadece Ama sadece ölü ...
Daha Fazlasını Oku
Hukuk fakültesi sıralarından geçmiş olan herkes çok iyi bilir. Hukuka giriş dersinde hukukun ne olduğunun tanımı yapılırken daha büyük çerçevede ...
Daha Fazlasını Oku