Dr. Öğr. Üyesi Fatih Yurtbaşı ile Canlı Yayın Etkinliği Sonuç Raporu

Giriş

Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenci topluluğu Hukuki Düşünce Akademisi ve akademinin yayın organı And Dergi birlikteliğinde, 27 Aralık 2020 tarihinde Beykent Üniversitesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Yurtbaşı ile instagram üzerinden Elektronik Ticaret ve Sosyal Medya Ticareti hakkında canlı yayın yapılmıştır.

Etkinliğin Amacı

Son yüzyılda hızla gelişen internet sistemi ile birlikte birçok alan sürekli gelişim kazanan bu sisteme kaymış, ticaret kavramı ve bunu yürüten gerçek ve tüzel kişiler de kendisine bu sistemde yer bulmuştur. Bununla birlikte ticaret hukuku da bu gelişime ayak uydurmuş, dünyada ve ülkemizde ticaretin internet üzerindeki durumuna bağlı hükümleri kendisine bağlamıştır. Etkinliğimizin amacı elektronik ticaretin ve sosyal medya ticaretinin hukuksal bağlamda ilgili konunun bilirkişileri tarafından yorumlanması ve soru cevap şeklinde bu alanın kafalarda yarattığı soru işaretlerinin çözüme kavuşturulmasıdır.

İlerleyiş Ve Şekil

Etkinliğimiz Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Mert Önal möderatörlüğü ile ilgili konu hakkında alanının sayılı kişilerinden olan hocamız arasında, soru cevap şeklinde ilerlemiş, böylelikle bir sohbet havası oluşturulmuş; dinleyicilerimizin de son bölümde sorularıyla son şeklini almıştır.



Etkinliğimize İçerisinde Bulunan Bazı Soru Cevaplar

E-ticaret hukukunun klasik ticaret hukukundan farkı nelerdir?

Teknoloji ile birlikte toplumsal doku hızla değişmektedir. Bununla birlikte ekonomi de bu değişim içerisinde bir dönüşüme tabidir. Bu ivmelenmeyle birlikte klasik ticarete bağlı hükümler ile temelini oluşturan ticaret hukuku da bazen çaresiz kalabilmektedir. E-ticaret hukuku ise bu süreçte geleneksel hukuk bakışına karşı kendisine yeni bir alan arayışına girmektedir. En temel fark klasik ticaretin, ticaret hukuku ve borçlar hukuk hükümlerince yüz yüze yapılıyor olmasıdır bu durum e-ticarette aracı ile şekillenmektedir. Bununla birlikte de e-ticaret kendisine kocaman bir yer bulmaktadır.

E-ticaret ve S-ticaret arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir?

E-ticaret, hukukumuzda hükümlere bağlanmış, tüketicinin korunması kanunuyla hüküm ifade edecek şekilde hukukumuzda yer almıştır. Bununla birlikte tüketicinin güven duygusu esas alınmış ve bilgileri korunacak şekilde işlemleri haiz duruma şekillenmiştir. Tabii ki bununla birlikte tüketiciye birçok hak tanınmıştır. Bu hakların en önemlisine cayma hakkı diyebiliriz.

S-ticaret ise hukuksal bir terim olmayıp 2005 yılında Yahoo tarafından ortaya atılmıştır. Sosyal medya ticaretinin Hukuk dünyasında bir karşılığının olmadığını söyleyemeyiz ancak hukukumuzda hükme bağlı bir durum söz konusu değildir. Ancak sosyal medya çok aktif kullanıldığı için bu sistem çok büyük bir ticarete sistemine dönüşebilmektedir.

Tüketici E-ticarette nasıl davranmalıdır?

Öncelikle her birimiz tüketici olarak dikkatli ve soğukkanlı olmalıyız. Banka bilgilerimizi paylaşırken karşıdakinin bir tüzel kişilik mi veya gerçek bir kişi mi olduğunu bilmeliyiz. Çünkü artık herkes bu işin içerisine girebiliyor. Eski bir ceketinizi de elektronik ticarete sokabiliyorsunuz. Bundan dolayı elektronik ticarette tüketici olarak dikkatli olmalı ve yeteri kadar araştırmayı yapmalıyız.

Elektronik hizmette bulunan İşletmelerin ne gibi yükümlülükleri vardır?

Öncelikle satıcı ve sağlayıcının vergilendirme konusunda bilgi sahibi olması ve usulüne uygun davranması gerekir. Bir diğer konumuz ise aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğüdür. Satıcı veya sağlayıcı nispi emredici yükümlülükleri alıcının lehine düzenleyebilir ancak kendi lehine bir düzenleme yapamaz. Bu yükümlülüklerin en önemli noktası ise kişisel verilerdir. Alıcı satıcıya işlemin gerçekleşmesi için kişisel verilerini göndermek durumunda kalabiliyor. Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile birlikte kişilerin kişisel verileri daha bir güven altına alınmış bulunmaktadır. Böylelikle satıcı ve sağlayıcı firmaların ceza almamak için kişisel verileri korumaya ayrıca bir özel göstermesi gerekiyor.

Güven Damgası hakkında neler düşünüyorsunuz?

Güven damgasını kısaca asgari güvenlik ve hizmet kalitesi standartlarına uyan satıcı ve sağlayıcıya verilen elektronik işaret olarak tanımlayabiliriz. Tabii ki bunun öncelikle ticari hayatın gerekliliğine uygun olması lazım. Ancak güven damgası mali olarak oldukça külfetli bir iş. Buna bağlı olarak çok az firma güven damgası başvurusunda bulundu. Ülkemizde güven damgasının koşullarının yumuşatılmasıyla daha bir kullanışlı olacağı açık. Güven ticarette sihirli bir kelimedir. Hayat ve ticaret koşullarına uygun şekilde ülkemize revize edilebilir.

Kişisel Verileri Koruma Kanunu hakkında neler söylemek istersiniz?

Öncelikle satıcı ve sağlayıcı firmalar bir kimsenin kişisel verilerini ihtiyacı olduğu kadar istemelidir. Bunun aksine bir durumun söz konusu olması firmaları ağır yaptırımlarla karşı karşıya bırakır. Bir örnek olarak kişisel verileri koruma kurumu, Amazon Türkiye firmasına alıcıların kişisel verilerini ihtiyacından fazla istediği gerekçesiyle ceza kesmiştir.

Ayrıca satıcıların alıcılara karşı daha açıklayıcı bir tutum sergilemeleri gerekmektedir. Direkt olarak birkaç rızai işlemin her yerde rıza verilmiş gibi kullanılması yanlıştır. Bu rızanın kapsamı, sınırı ve süresi belirlenmelidir. Kanunun ve kurulun bu denli hızlı şekilde işlemesi ve ceza kesmesi ise firmaların uyum sürecini hızlandırmıştır. Sosyal medya ticaretinde ise bir kimsenin kişisel verilerini almak için bir rızai sözleşme hazırlamak çok zor gözükmektedir.

Hakem Heyeti hakkında neler düşünüyorsunuz?

Tüketici uyuşmazlıklarının belli miktardan fazlası il hakem heyetine veya ilçe hakem heyetine gitmektedir. Doğrudan tüketici mahkemesine giderseniz dava şartı eksikliğinden dolayı tüketici mahkemesi davayı usulden reddeder. Ancak tüketicinin korunması hakkındaki kanunda tüketici sözleşmeleri o kadar geniş tanımlanmıştır ki; tüketici mahkemesinin görev alanına giren dosyalar, tüketici mahkemelerinde yığınla dosya oluşturmaktadır. Hakem heyetinin ise hukuki bir boyutunun olması gerekirken, Anadolu’daki hakem heyetleri hukuki olarak gerekli donanımlara sahip olmayan kişilerle dolmuştur. Genel olarak sekteye uğramış kısımların çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bunlar benim şahsi görüşümdür.

E-ticaret hakkında dinleyicilerimize ve öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Kendi hayat görüşleri ile onları birleştirsinler ve kendi yollarını bulsunlar. Çünkü genel bir tavsiyeden ziyade herkesin kendi yolu var ve herkesin kendi metodu var. Ben sadece genel geçer birkaç şey söyleyeyim. Öncelikle İngilizceyi öğrenmeliler. Bilgiler İngilizce üretilir ve İngilizce bir dünya dilidir, her yerde karşımıza çıkacaktır. Hukukçu olmasanız bile bunu söylerdim.

Bir diğer önerim genel hukuk dallarının küçümsenmemesidir. İdare Hukuku, Anayasa Hukuku, Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku, Ceza Hukuku olduğu yerde duruyor ve bir yere gitmiş değil. Bilişim hukuku bunları yatay kesen bir hukuk dalıdır. Zemini iyi oturtsunlar, hukuki kavramları yerinde kullanmaya dikkat etsinler. Son önerim ise gelişen teknolojiyi iyi anlamaya çalışsınlar, hepimiz teknoloji kullanıcısıyız ancak buna iyi kafa yormalıyız.

Dinleyici Soruları

1. E-ticaret bağlamında bilişim hukukçularının yazılım dili bilmesi gerekir mi?

Bir bilişim hukukçusunun en azından yazılım hakkında temel bilgilere sahip olması gerekiyor. Hangi kavramların kullanılacağının bilmesini, bilişim hukuku ile alakalı uyuşmazlığın temel durumunu iyi ölçülmesi gerektiğini düşünüyorum. İşin temel kısmının iyi anlaşılması gerektiği taraftarıyım.

2. E-ticarette aracının komisyon sınırı var mıdır?

Herhangi bir sınırı yok ancak alınacak komisyonun dürüstlük ilkesine aykırı olmamasına ve fahiş olmamasına dikkat edilmelidir. Sınırın genel ilkelere aykırı olması durumunda ilgili mahkeme bunu hakkaniyetli şekilde düzenleyecektir.



Kazanımlar

Dünyada gittikçe artan E-ticaretin önemi ve e-ticaretin hukuksal anlamda nasıl bir zemine oturtulduğu hakkında fikir sahibi olmamız sağlandı

Sosyal medya ticaretinin pozitif hukuk anlamında bir hükme sabit olmadığı ancak ilerleyen vakitlerde hukukun sürekliliği ile birlikte bir temele oturtulacağı hakkında bilgi sahibi olundu.

E-ticaret ve S-ticarette kişisel verilerin önemi ve hukukumuzda ne gibi yaptırımların söz konusu olacağı hakkında bilgi kazanımı sağlandı.

Hakem Heyeti, Kişisel Verilerin Koruma Kurumu gibi kurumların işlevini; güven duygusu ve ticari hayatın vazgeçilmez olan ilkelerinin tanımı ile ilgili bilgi sahibi olmamız sağlandı.

Sonuç

Ticaret yüzyıllardır insanoğlunun uğraştığı ve üzerine kafa yorduğu bir alandır. Gelişen teknoloji ile insanoğlu, ticareti daha da kolaylaştırmak ve daha sık hale getirmek için çalışmalar yapmıştır ve ilerleyen süreçte de yapmaya devam edecektir. Ticaretteki uyuşmazlıkları çözmek ise hukukun bir fonksiyonudur. Hukuk ise sürekli değişen, kendisine bir şey katan, canlılığını asla yitirmeyen bir alan olduğundan; gelişen teknolojinin içerisine aldığı ticarete de kayıtsız kalmayacak ve kendi bünyesinde hükümlere tabi kılacaktır. Bununla birlikte de yeni alanlar doğacak, hukuk ve ticaret canlılığını birlikte korumaya devam edecektir.