Kişiler Hukuku Açısından Yapay Zeka

   Günümüzde tartışma konusu yaratan konulardan birisi de yapay zekanın hukuki sorumluluğudur. Bu alanda borçlar hukuku, ceza hukuku, eşya hukuku incelemelerini yapmadan önce kişiler hukuku ve yapay zeka sorunsalına cevap getirilmelidir. Bu şekilde yapay zeka donanımına bir netlik kazandırılır ve diğer hukuki sorunlara bu netlik çerçevesinde çözüm aranır. 

   Kişiler Hukuku açısından yapay zeka teknolojisine sahip robotik uygulamaların kişilik kazanabilme durumları insanlar tarafından ele alınmıştır. Yapay zekaya kişilik statüsü tanınabilmesi için insanlarla hangi yönlerden benzerlik göstereceği ve insanlara hangi alanlarda yarar sağlayacağı bilinmelidir. Zira bu teknolojiyi bir hayvandan, bir iş makinesinden farklı olarak kullanmayacaksak; yani toplumsal yaşamın gerisinde sosyal olmaktan uzak bırakacaksak –ki bu bizim elimizde midir- kişilik kazandırmak yersiz olacaktır. Eğer tam tersi olacak şekilde biz bu teknolojiyi sosyal yaşamın her alanında yeri geldiği zaman karar mekanizması, yeri geldiği zaman uyarıcı nitelikleriyle kullanacaksak insanlığın yardımcısı olacak bu varlığa bir kişilik kazandırmamız gerekecektir. Zaten doktrinde yapay zekaya kişilik verilmesini kabul eden ve etmeyen görüşler bulunmaktadır. 

Yapay zekanın kişilik statüsünü kabul etmeyen görüşün ilk gerekçesi, yapay zeka donanımına kişilik statüsü vermeye gerek duymamadır. Yapay zekayı bir eşyadan farklı göremeyeceğimiz bu görüşe göre otonom özelliklere sahip yapay zekanın yol açtığı hukuki sorunların çözümü için kişilik statüsü gerekli değildir. Bu sorunlar üretici ve tüketiciye mal edilebilir, yeni bir sigorta sistemiyle bile çözüme kavuşabilecek sorunlardır. Bu noktada yapay zeka mülkiyetten öteye geçemeyecektir. Diğer bir gerekçe ise şu yöndedir: Yapay zeka teknolojisi insanlığın hizmetine sunulmuş bir modern köle biçimidir. Locke’ a göre her insanın ürettiğine sahip olma hakkı vardır. Bu durumda yapay zeka, insan özellikleriyle donatılmış ve sahibine itaat amacı güden bir teknolojik eşya olacaktır.

   Kişilik statüsünü reddeden görüşleri incelediğimizde ilk görüş kendini geliştirebilme ihtimali olan bir varlık için yetersiz kalmaktadır. Hayatımızdaki bir takım unsurları emanet edeceğimiz şey her ne kadar insan üretimi olsa da bu teknolojiyi hafife almak ileri görüşlü olmayı reddetmek anlamına gelecektir. Kişilik statüsünü reddeden ikinci görüş kendisiyle çelişmektedir. Her ne kadar kişilik statüsü özelliklerine sahip olmasa da kölelik de bir statüdür. Ve yapay zeka teknolojisini modern köle olarak kabul etmek ona bir nevi yarım kişilik statüsü kazandırmaktadır.

   Yapay zeka donanımlı robotlara kişilik statüsü kazandıran görüşlerin ortaya çıkmasında sadece teorik gelişmeler değil, teknolojik gelişmeler de fazla rol oynamaktadır. 2015 yılında Hanson Robotic tarafından geliştirilen ve insansı özelliklerle donatılan robot Sophia, birçok kez kamera karşısına geçerek kendi türünü akıllara kazımayı başarmıştır. Türkiye’ ye getirilen ve Türk basınının karşısında da beklentileri yükselten robot Sophia’ ya, Suudi Arabistan tarafından vatandaşlık verilmesiyle vatandaşlık kazanan ilk robot olarak tarihe geçmiştir. Bu gelişmeye Çin’de haber sunan yapay zeka robotunu da eklersek, yapay zekaya neden kişilik kazandırmak istenildiği cevabını almaktayız. Dolayısıyla gelecekte yapay zekanın fiilinden doğan sorumluluğun üreticiye mi, satıcıya mı, sigortacıya mı yoksa kullanıcıya mı ait olacağını belirlemek için dört farklı yasal kişilik modeli sunulmuştur.

   Yasal kişilik modellerinin ilki olan kölelik modeli, yapay zekaya kişilik statüsü kazandırılmasını reddeden görüşün de modelidir. Ortak paydada buluşmalarının sebebi kölelik statüsü; robotu gerçek kişi statüsünden aşağıya çekecek, aynı zamanda da insan üretimi olan robotun insana itaat etmesini sağlayacaktır. Bu bağlamda bakıldığı zaman tekrar ifade edilmesi gerekiyor ki, söz konusu varlıklar birer hayvan ve eşyadan farklı olarak kendi kendilerini geliştirme ve insan gibi öğrenme yeteneği olacağından bahsedilen varlıklardır. Dolayısıyla yasal kişilik statüsü verilirken; emir ve itaat ilişkisinden ziyade sorumluluk alma konusunda karara varılmalıdır. Bu sebepten dolayı diğer üç kişilik modeli geleceğe yönelik fikir üretme hususunda daha mantıklıdır. İkinci kişilik modeli olan elektronik kişilik modeli euRobotics tarafından ortaya atılmıştır. Bu model oluşturulurken tüzel kişilerden ilham alınmıştır. Tıpkı tüzel kişilerde olduğu gibi yapay zeka adına bir sicil oluşturulması, robotun faaliyet alanına yönelik bir malvarlığı özgülenmesi doğrultusunda robotun yol açacağı zararların tazmininin bu malvarlığı ile karşılanması hedeflenmektedir. Böylece cezai sorumluluk konusunda bir cevap alınamasa bile borç sorumluluğu konusu mantık çerçevesi dâhilinde çözüme kavuşturulmuştur. Üçüncü yasal kişilik modeli olan yapay temsilci modeline göre yapay zekanın karşılıklı taahhütte bulunma yeterliliği yapay zekayı bir vekil durumuna itebilmektedir. Ancak günümüzde bu varlıkların ayırt etme gücü yetersiz kaldığı için şu aşamada yapay zekanın vekil konumunda kullanılması anlamsız olacaktır. Ancak ileri görüşlü olmak gerekirse gün geçtikçe ilerleyen teknolojinin insanlığa neler sunacağı bilinmemektedir ve yapay temsilci modeli beklemeye alınmalıdır. Yasal kişilik modelleri arasında dördüncü model olup insan seviyesine en yakın model olan yapay insan modeli, robotların karakteristik özellikler alması sebebiyle ortaya atılmıştır. Ancak bu özelliklerin kime göre belirleneceği, neye karşı ispat edileceği tartışma konusu oluşturmaktadır.

   Görüldüğü üzere yapay zeka donanımlı robotlara yasal kişilik statüsü verilmesi ve verilmemesi hakkında bir çok görüş bulunmaktadır. Bu görüşlerin tamamı ortak bir amaca hizmet etmektedir. O amaç ise şudur: Yapay zekaya kişilik statüsü tanınabilmesi için insanlarla hangi yönlerden benzerlik göstereceği ve insanlara hangi alanlarda yarar sağlayacağı bilinmelidir. Bu amaç doğrultusunda ileri sürülen her görüş, gelecekteki yapay zeka hukukunun temelleri olacaktır ve bu görüşlerin amacının insanlığa hizmet etmek olduğu açıktır. Her görüşün eleştirisi mantık çerçevesinde yapılmalıdır. Böylece oluşan bilgi havuzu genişleyecektir ve belki de genişleme teknolojik gelişmeleri de hızlandıracaktır.

KAYNAKÇA
Kara Kılıçarslan, Seda: Yapay Zekanın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği üzerine Tartışmalar, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi (2019 ): 377- 378
KILIÇ, Özge: Robotların Hukuki Statüsü Ceza, Yapay Zeka ve Avukatlık, Güncel Hukuk Dergisi, Sayı: 174, Kasım Aralık 2018, s. 26

AND DERGİ 5. SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR.

AHMET ERDAL BİNGÖL 

Bir toplumda kan, kan ile israf edilmişse Mezarlığın yabancısı değilse fikirler Savaş görmüş biz azınlıklar için sadece Ama sadece ölü …
Daha Fazlasını Oku
Hukuk fakültesi sıralarından geçmiş olan herkes çok iyi bilir. Hukuka giriş dersinde hukukun ne olduğunun tanımı yapılırken daha büyük çerçevede …
Daha Fazlasını Oku
Bir müddet derin bakışlara tabi bir ifade yüzünde vücut buldu. Ancak bakışının, düşünceleri üzerinde muktedir olamaması sonucu yüzünü çevirdi o …
Daha Fazlasını Oku