Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ve 619. maddeleri arasında, “tanımı, şekli, güvencesi, konusu, iptal ve tenkisi, sona ermesi ve devredilemzelik, iflas ve haciz halinde istem” başlıkları altında düzenlenmiştir.

 Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tanımı Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesinde şöyle düzenlenmiştir: “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir mal varlığını veya bazı mal varlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” Yargıtay ise verdiği kararlarında ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tanımını, “basitçe, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibari ile talih ve tesadüfe ve ayrıca şekle bağlı bir sözleşmedir” şeklinde yapmaktadır[1]. Bu düzenlemelerden yola çıkarak ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tanımını yapacak olursak, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakılacak tarafın, bakmakla yükümlü olan tarafa kendisine yaşamı boyunca bakması karşılığında, bir mamelek ya da mallar temlik etmeyi üstlendiği, iki tarafa borç yükleyen, talih ve tesadüfe bağlı, sürekli borç doğuran rızai bir sözleşmedir.

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN ÇEŞİTLERİ

Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesinin 2. fıkrasında “Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır” denilmiştir. Kanun maddesinden hareketle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakılacak tarafın edimini ifa etme şekline göre iki çeşidinin olduğunu söyleyebiliriz. İlk türü olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakılacak taraf edimini sağlığında iken –sağlararası işlemle- ifa edecekse borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi olur ve bu sözleşmeye, sözleşmenin içerisindeki hükümler haricinde, borçlar hukuku kuralları tatbik edilir. Lakin borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kurulması esnasında miras hukuku kuralları uygulanacaktır. İkinci türünden bahsedecek isek, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakılacak taraf edimini ölüme bağlı bir tasarrufla ifa edecekse, miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi meydana gelir ve bu durumda sözleşmeye Medeni Kanun’un miras sözleşmesi hükümleri uygulanır.



ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi kanunda tanımlanmış olduğundan dolayı sözleşmenin esaslı unsurları kanun tarafından belirlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesindeki tanımından hareketle bir sözleşmeye ölünceye kadar bakma sözleşmesi denilebilmesi için gerekli unsurları şöyle sıralayabiliriz:

  • Tarafların ölünceye kadar bakma sözleşmesi konusunda birbirine uygun irade açıklamaları,
  • Sözleşmenin ölünceye kadar bakımı zorunlu kılması,
  • Sözleşmenin karşılıklı iki taraf da borç yüklemesi, gerekmektedir.

Ölünceye kadar bakım sözleşmesinde bakacak taraf yani bakım borçlusu, bakacağı tarafın yaşadığı süre boyunca bakım ve gözetim yükümlülüğü altındadır. Bakılan taraf yani bakım alacaklısı ise,  bakmakla yükümlü tarafa kendisine yaşamı boyunca bakması karşılığında, bir mal varlığı değeri ya da mallar temlik etmeyi üstlenmektedir.

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI

A. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Tarafları:

1. Bakım Alacaklısı:

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde kendisine bakılacak olan tarafa bakım alacaklısı denir. Borçlar Kanununun 611. maddesinde “… bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi …” belirtildiği üzere bakım alacaklısı gerçek kişi olmalıdır[2].

2. Bakım Borçlusu:

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısına bakacak olan tarafa bakım borçlusu denir. Bakım borçlusunun sadece gerçek kişi olacağına dair Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesinden bir çıkarım yapılamayacağından dolayı bakım borçlusu tüzel kişi veya gerçek kişi olabilmektedir.

B. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şekli:

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş bir sözleşmedir ve Borçlar Kanunu’nda geçerliliği resmi şekle tabi olan bir sözleşmedir[3]. Türk Borçlar Kanunu’nun 612. maddesinde şöyle düzenlenmiştir: “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasçı atamasını içermese bile, miras sözleşmesi şeklinde yapılmadıkça geçerli olmaz.” Yani madde hükmünden anlaşılacağı üzere ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin miras sözleşmeleri şeklinde yapılması gerekir[4]. Türk Borçlar Kanunu’nun 612. maddesinin 2. fıkrasında ise, ölünceye kadar bakma sözleşmesi devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamın geçerli koşullara uyduğu takdirde kanun koyucu yazılı şekli yeterli görmüştür.

Türk Borçlar Kanunu’nun 612. maddesi gereğince kural olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesi, miras sözleşmesi biçiminde düzenlenmesi gerekir. Miras sözleşmesi şeklinde düzenlenmesi hem borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi için hem de miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi için geçerlidir. Miras sözleşmesinin ise Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesinin 1. fıkrasında resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir[5]. Resmi vasiyetname ise Türk Medeni Kanunu’nun 532 ve 537. maddelerinde düzenlenmiştir. Lakin vasiyetname tek taraflı bir hukuki işlemdir. Ancak miras sözleşmesi ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi iki taraflı bir hukuki işlemdir.  Kanun koyucu bu durumu öngörüp Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesinin 2. fıkrasında “Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar.” demiştir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesini düzenlemeye yetkili makam Türk Medeni Kanunu’nun 532. maddesinde sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine yetki verilmiş görevliler olabilmektedir.  Eğer bakım alacaklısı bakım borçlusundan aldığı edim karşılığında bakım borçlusuna taşınmaz bir mal varlığı değerini edim olarak ifa edecekse tapu memurunun ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenleme yetkisi öğretide tartışmalara neden olmuştur. Yargıtay, İçtihadı Birleştirme Kararıyla bu tartışmalara son vermiştir.[6] Karara göre, bakım alacaklısının yüklenmiş olduğu edimi taşınmaz devrine ilişkin ise borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmelerini sulh hâkimi ve noterlerin yanında tapu sicil muhafız ve memurlarının da düzenleyebileceği kabul edilmiştir. Bu karardan da anlaşılacağı üzere miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde bakılacak taraf yani bakım alacaklısı ölüme bağlı bir tasarrufta bulunduğundan dolayı sulh hâkimleri veya noterler tarafından yapılmalıdır çünkü tapu sicil muhafız ve memurlarının böyle bir yetkisi bulunmamaktadır.



ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ:

A. Bakım Alacaklısının Hakları:

Bakılan tarafın ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklı hakları onun ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenir ve bu haklarını bakım alacaklısı başkasına devredemez. Bu durum Türk Borçlar Kanunu’nun 619. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Bu özelliğe devredilmezlik yasağı denilmektedir.

Bakım alacağı kişisel haktır ve devredilemez. Bu nedenle bakım alacaklısının hakları hacze ve rehin haklarına da konu oluşturmaz. Yani alacaklıların yapacakları icra takibi sonucunda bakım hakkının haczedilerek alacaklılara geçmesi mümkün değildir. Fakat bakım borçlusunun bakım alacaklısına ifa ettiği edimler için bu durum söz konusu değildir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 619. maddesinin 3. fıkrasına göre bakım alacaklısı, bakım borçlusundan iktisap edeceği bir alacağı elde etmek için borçlu aleyhinde bulunan hacze katılabilecektir. Lakin bakım alacaklısının hacze iştirak edeceği miktar kanun koyucu tarafından belirtilmemiştir. Kanaatimce bakım alacaklısının hacze iştirak edeceği miktar ise sadece alacak miktarı ile sınırlandırılmış olmalıdır. Yani bu belirlemenin yapılmasında Türk Borçlar Kanunu 619. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, bakım borçlusunun iflası halinde bakım alacaklısı, borçlunun ödemekle yükümlü olduğu dönemsel gelirin elde edilebilmesi için ilgili sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi gereken anapara değerine eşit bir parayı, iflas masasına müracaat ederek alacak kaydettirme hakkını elde eder. Bu durumda bakım alacaklısının yaşayacağı süre hesaplanır ve bu hesaplama sonucunda bakım alacaklısının alacağı değer belirlenir. Böylelikle bakım alacaklısı iflas eden bakım borçlusunun iflas masasına başvurabilecektir ya da bakım borçlusunun haczine takip yapmaksızın iştirak olabilecektir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 614. maddesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin konusu belirlenmiştir. Bu maddede belirtilenler bakım alacaklısının haklarının özünü oluşturur. Lakin taraflar isterlerse farklı hususları da sözleşme metnine koyabilir. Çünkü bu madde hükmü emredici bir özellik taşımamakta olup tamamlayıcı nitelik taşımaktadır[7]. Türk Borçlar Kanunu’nun 614. maddesinde belirtilenlere göre sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa bakım alacaklısı bakım borçlusuyla beraber aynı evde yaşama mecburiyetindedir.

Bakım alacaklısı, bakım borçlusundan beslenme ihtiyacını karşılamasını, giyinme ve çamaşırlarının yıkanması gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını talep edebilir. Lakin giyinme ve çamaşırlarının yıkanması konusunda sözleşmede belirtilmemişse bakım alacaklısının sözleşmeden önceki sosyal yaşantısına göre belirlenmesi lazımdır[8].

Bakım borçlusu, bakım alacaklısı hastalandığı zaman onun tedavi giderlerini karşılamak zorundadır. Ancak bakım borçlusu kendine düşen her türlü görevi yapmasına rağmen yani bakım alacaklısını koruyup gözetmesine rağmen bakım alacaklısının sık sık kendi kusurundan kaynaklanmasından dolayı hastalanması yüzünden bakım borçlusunun sürekli harcamada bulunması sözleşmenin kaldırılması için haklı bir fesih nedeni oluşturmaktadır[9].

1. Bakım Alacaklısının Haklarının Güvencesi:

Kanun koyucu bakım alacaklısını hukuken güçlendirmek için bakım borçlusuna devrettiği tapulu taşınmazlar üzerinde bakım alacaklısına kanuni ipotek hakkı tanımıştır. Ancak bu durum sadece tapulu taşınmazlar için geçerlidir. Kanun koyucu bakım alacaklısının bakım borçlusuna devrettiği diğer haller için bir güvence getirmemiştir. Bakım alacaklısı diğer haller için güvence sağlamak istiyorsa sözleşmede belirtmiş olması gerekir. Bu bakımdan iki türlü güvence vardır. Bunlar kanundan doğan güvence ve sözleşmeden doğan güvencedir[10].

2. Kanundan Doğan Güvence:

Türk Borçlar Kanunu’nun 613. maddesinde bakım alacaklısı adına güvence şöyle düzenlemiştir: “Bakım borçlusuna bir taşınmazını devretmiş olan bakım alacaklısı, haklarını güvence altına almak üzere, bu taşınmaz üzerinde satıcı gibi yasal ipotek hakkına sahiptir.” Kanun hükmünden anlaşılacağı üzere borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tarafı olan bakım alacaklısı, bakım borçlusuna devrettiği taşınmazlar üzerinde ipotek koyabilecektir. Böylelikle bakım alacaklısı Medeni Kanunu’nun 893 ve 894. maddelerine göre bakım alacaklısı bakım borçlusuna devretmiş olduğu taşınmazı içi yasal ipotek hakkına sahip olur. Bakım alacaklısı kendisine tanınan bu yasal ipotek hakkını herkese karşı ileri sürebilmesi için, bu hakkını taşınmazını devrettiği andan itibaren 3 aylık bir süre içerisinde tapu kütüğüne tescil etmelidir. Bu üç aylık süre kanun koyucu tarafından hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir. Bu süre geçtikten sonra bakım alacaklısı devrettiği taşınmazı üzerinde yasal ipotek hakkını artık kullanamaz.

Bakım alacaklısı devrettiği taşınmazı üzerinde kullanacağı olan yasal ipotek hakkının tescilini yazılı olarak yapmalıdır. Ayrıca sözleşmede güvence altına almak istediği miktarı da belirlemek durumdadır. Bu miktar, sözleşme kurulurken bakım alacağının miktarı tespit edilerek sözleşmede belirtilmelidir. Tespit edilmezse taraflar sonradan yapacakları resmi bir sözleşme ile yasal ipoteğin kurulmasına ilişkin miktarı belirleyebilirler. Resmi sözleşme ise sulh hâkimi, noter veya tapuda işlemleri yapacak olan tapu sicil memurları tarafından düzenlenir.

Bakım alacaklısı eğer yasal ipotek hakkını üç ay içerisinde talep etmezse ve borçlu iflas ederse, bakım alacaklısı iflas masasına başvurarak alacağı için nakdi tazminat ödenmesini isteyebilir. Eğer borçlunun mallarına haciz konulursa bakım alacaklısı önceden haciz talebinde bulunmasa bile hacze katılabilmektedir.

3. Sözleşmeden Doğan Güvence:

Bakım alacaklısı bu güvenceyi sözleşmede bakım borçlusunun da karşılıklı olarak uyuşmasıyla düzenledikleri güvencelerdir. Buna örnek verebilecek olursam taraflar kendi aralarında cezai şart belirleyebilirler.

B. Bakım Borçlusunun Hakları:

Bakım borçlusunun hakları bakımından durumu ele alacak olursam bu durum ikili bir ayrımla olabilir. Bu ayrım borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmeleriyle miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmeleri olarak söylenilebilir.

1. Borçlar Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Bakımından:

Taraflar arasında eğer borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kurulması kararlaştırılıp kurulmuşsa bakım alacaklısı bakım borçlusuna karşı edim olarak taahhüt etmiş olduğu mal varlığı değerini devretmesi gerekmektedir. Bakım alacaklısı taahhüt etmiş olduğu mal varlığı değerini devretmesiyle mülkiyet bakım borçlusuna geçmiş olacaktır. Böylelikle bakım borçlusu iktisap ettiği mallar üzerinde bütün haklarını kullanabilecektir.

2. Miras Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Bakımından:

Taraflar arasında eğer miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesi kurulmuşsa bakım borçlusu ancak bakım alacaklısı öldüğünde karşı edimi kazanma imkânına sahip olabilecektir. Bu durumu ise sağlararası kazandırmada bulunmuş olan bakım borçlusunun menfaatine uygun olmayabilecektir. Zira bakım borçlusu edimlerini, bakım alacaklısı hayattayken yerine getirecek, lakin bakım alacaklısının taahhüt etmiş olduğu mal varlığı değerlerini bakım alacaklısı öldükten sonra elde edecektir. Yani bakım alacaklısı ölmeden önce taahhüt ettiği mal varlığı edimleri için tasarrufta bulunabilme imkânına sahip olacaktır. Bu durum ise bakım borçlusunun durumu için bazı sakıncaları doğurabilecektir. Bu nedenle sözleşmede herhangi bir sorun çıkmasına engel olabilmek için kanun koyucu bakım borçlusuna birtakım haklar sağlamıştır. Bakım borçlusuna tanınan bu haklar ise, bağışlama ve ölüme bağlı tasarruflara itiraz, karşı edimin bir kısmının veya tamamının hayatta iken devrini isteme hakkı, savurganlık sebebiyle bakım alacaklısının kısıtlanmasını istemedir.

a. Bağışlama ve ölüme bağlı tasarruflara itiraz:

Bakım borçlusu, herhangi bir atanmış mirasçı gibi, bakım alacaklısı tarafından yapılmış bazı hukuki tasarruflara itiraz edebilir. Fakat bakım alacaklısı hayatta iken mal varlığı üzerinde tam bir tasarruf hakkına sahip olduğundan, bakım borçlusunun yapacağı itiraz, ancak bakım alacaklısının ölümünden sonra ileri sürülebilir. Bakım borçlusunun itiraz edebileceği hukuki işlemler ise, miras sözleşmesinden doğmuş taahhütleriyle uyuşmayan bağışlama ve ölüme bağlı tasarruflardır.

b. Karşı edimin bir kısmının veya tamamının hayatta iken devrini isteme hakkı:

Taraflar bakım borçlusunun menfaatlerini de göz önünde bulundurarak Türk Medeni Kanunu’nun 572. maddesi[11] uyarınca anlaşıp bakım alacaklısının bakım borçlusuna taahhüt ettiği edimlerin tamamını veya bir kısmını devretmeyi kararlaştırabilirler. Böylelikle bakım borçlusu ona devredilen mal değerine veya haklara sahibi olur.

c. Savurganlık sebebiyle bakım alacaklısının kısıtlanmasını isteme:

Bakım borçlusu, Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesi[12] gereğince, mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle tasarrufta bulunan bakım alacaklısının hacir altına alınmasını isteyebilecektir. Fakat bu talebin sonuç doğurması için, bakım borçlusunun sadece kendi zararını ispatlaması yeterli değildir. Aynı zamanda savurgan tasarrufları sebebiyle bakım alacaklısının ailesinin darlık ve yoksulluğa düşme tehlikesinin olduğunu da ispatlaması gerekmektedir.

ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ:

A. Borçlar Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinin Sona Erme Halleri:

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin sona ermesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 616 ve 617. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 616 ve 617. maddelerinden dolayı sona erdirilebileceği gibi, ifa, fesih antlaşması, bakım borçlusu hakkında iflas kararı verilmesi, bakım borçlusunun ölümü, genel hükümler çerçevesinde sözleşmeden dönme sebepleriyle de ölünceye kadar bakma sözleşmesi sona erer.

1. Sözleşmeden Dönme:

a. Türk Borçlar Kanunu’nun 616. maddesi[13] gereğince sözleşmeden dönme:

Türk Borçlar Kanunu’nun 616. maddesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin sona ermesi önel verilerek fesih kenar başlığıyla düzenlenmiştir. Bu madde hükmü uyarınca sözleşmenin sona erdirilmesi için gerekli koşullardan ilki, sözleşmede belirlenmiş olan tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlığın bulunmasıdır. Oransızlığın belirlenmesinde, sözleşmenin kurulduğu tarih esas alınmalıdır. Çünkü sözleşme kurulduğu zaman bir oransızlık bulunmuyorken, zamanla taraflardan birinin ediminin aşırı derecede değer kazanması veya kaybetmesinden dolayı orantısızlığın ileri sürülerek sözleşmenin sona erdirilmesi talep edilmemelidir.

Orantısızlığın değerlendirilmesinde, öncelikli olarak bakım borçlusunun bakım alacaklısını bakıp gözetmesindeki edimlerin tespiti gereklidir. Fakat bu edimler sürekli olduğundan dolayı zaman içerisinde değişime uğramaktadır. Bu yüzden bakım ve gözetim ediminin belli bir süre içerisindeki değeri tespit edilmelidir.[14] Böylelikle bakım borçlusunun edimi belirlenmiş olacaktır. Bakım alacaklısının ediminin değeri ise, bakım borçlusuna taahhüt ettiği mal varlığının devri halinde elde edeceği gelir olarak tespit edilir. Son olarak bu değerler karşılaştırılır.[15] Böylelikle edimler arasında önemli bir ölçüde oransızlığın bulunması sonucunda Türk Borçlar Kanunu’nun 616. maddesi gereğince 6 aylık bildirim süresi içerisinde sözleşmeden dönülebilecektir. Sözleşme yapıldığı andan itibaren yani geçmişe etkili olarak sona erer.[16]

Türk Borçlar Kanunu’nun 616. maddesinin uygulanabilmesi için diğer koşul sözleşmenin yapılmasında ediminin değeri fazla olan tarafta bağışlama kastı olmamalıdır. Eğer ediminin değeri fazla olan tarafta bağışlama kastı varsa, o edimler arasında Türk Borçlar Kanunu’nun 616.maddesine göre dönme bildirimde bulunamaz. Taraflardan birinin ediminin değeri yüksek ve o tarafın bağışlama kastı yoksa dönme bildiriminde bulunulabilir. Fazla alan tarafta bağışlama kastının olup olmadığının tespitinde, fazla alan tarafın sözleşmenin yapıldığı esnada bilip bilmemesi önemlidir. 

Sonuç olarak edimler arasındaki orantısızlığın önemli olduğu ve bağışlama amacının da olmadığı hallerde Türk Borçlar Kanunu’nun 616. madde hükmünce ediminin değeri yüksek olan taraf, karşı tarafa dönme bildiriminde bulunarak sözleşmeyi sona erdirebilecektir. Bu bildirim hükümlerini 6 ay geçtikten sonra hükümlerini doğurur ve sözleşme yapıldığı andan itibaren yani geçmişe etkili olarak sona erer.[17]

b. Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi[18] gereğince sözleşmeden dönme:

Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesinde ölünceye kadar bakma sözleşmesinin sona ermesi önel verilmeksizin fesih kenar başlığıyla düzenlenmiştir. Bu madde hükmü uyarınca sözleşmenin sona erdirilmesi için kanun koyucu tarafından iki farklı durum öngörülmüştür. Birinci durumda, sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmeye devam etmek çekilmez hale gelmesi, ikinci durumda ise bazı önemli sebepler sözleşmeye devam etmeyi imkânsız hale getirmiş ya da aşırı ölçüde güçleştirmiş olması gerekir. Bu iki durumdan birini gerçekleşmesi halinde taraflardan her biri tek taraflı olarak sözleşmeden dönerek sözleşmeyi kaldırabileceklerdir.

2. Bakım Borçlusunun Ölümü Nedeniyle Sözleşmenin Feshi:

Türk Borçlar Kanunu’nun 618. maddesinde[19] ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakım borçlusunun ölümü nedeniyle sona ermesi düzenlenmiştir. Bu duruma göre bakım alacaklısı, bir yıl içerisinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu hükümle kanun koyucu bakım alacaklısına ilişkiye, bakım borçlusunun mirasçıları ile devam edip etmemesi konusunda karar vermesi için bir yıllık zaman vermiştir.[20]

Bakım alacaklısı, bir yıl içerisinde sözleşmenin feshini talep ettiyse sözleşmenin kurulması sırasında bakım borçlusuna verdiği tüm edimleri bakım borçlusunun mirasçılarından isteyemeyecektir.

Bakım borçlusunun mirasçıları sözleşmeyi feshetme hakkına sahip değildir. Fakat bakım borçlusunun mirasçıları Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi gereğince sözleşmeyi feshedebilirler. Bakım alacaklısı bakım borçlusu öldükten sonra sözleşmeyi ortadan kaldırmak istemeyebilir. Bu durumda bakım borçlusunun mirasçıları bakım alacaklısına karşı sorumlulukları müteselsil olacaktır. Bu sorumluluğun süresi Türk Medeni Kanunu’nun 681. maddesi[21] gereğince beş yıldır.

B. Miras Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmelerinin Sona Erme Halleri:

Miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin sona ermesinin sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 546 ve 548. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu halleri tarafların yazılı anlaşma yapması, sözleşmeden dönme, tek taraflı ortadan kaldırma ve bakım borçlusunun ölmesi şeklinde sıralayabiliriz.

1. Tarafların Anlaşması İle Sözleşmenin Ortadan Kaldırılması:

Miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinde taraflar Türk Medeni Kanunu’nun 546. maddesi[22] gereğince aralarında yapacakları adi yazılı bir sözleşme ile ölünceye kadar bakma sözleşmesini ortadan kaldırabilirler.

2. Miras Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Dönme:

Miras sözleşmesinden, murisin sağlığında dönebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 547.maddesinde bulunan şartların sağlanması gereklidir. Bu maddeye göre, bakım borçlusunun talep hakkı bulunması gerekir ve sözleşmeden borçlar hukuku kuralları uyarınca dönülebilecektir.

Miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı edime konu mal varlığının tamamını veya bir kısmını sağlığında bakım borçlusuna verebilir. Bu durumda bakım alacaklısı bu durumu yerine getirmezse bakım borçlusu Türk Medeni Kanunu’nun 547. maddesi[23] gereğince sözleşmeden dönebilecektir.

3. Bakım Borçlusunun Ölümü:

Türk Medeni Kanunu’nun 548. maddesinde[24] mirasçı olarak atanan veya kendisine belirli bir mal bırakılan kişi mirasbırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşemesinin kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtilmiştir. Bu madde uyarınca miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusunun ölümü halinde sözleşme kendiliğinden ortadan kalkacaktır.[25] Bu durumda aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa bakım borçlusunun mirasçıları bakım alacaklısından bakım borçlusunun ölümüne kadar ona ifa ettiği edimleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceklerdir.[26]

4. Bakım Alacaklısının Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesini Tek Taraflı Ortadan Kaldırması:

Türk Medeni Kanunu’nun 546. maddesi, miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde bakım borçlusunun bakım alacaklısına karşı Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesinde[27] düzenlenen mirasçılıktan çıkarmayı gerektirecek bir davranışta bulunması durumunda, bakım alacaklısının ölünceye kadar bakma sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabileceğini düzenler.



ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ ÜZERİNDEKİ İPTAL VE TENKİS HAKLARI:

Türk Borçlar Kanunu’nun 615. maddesinde[28] iptali ve tenkis hakkı düzenlenmiştir. Bu talepte bulunacaklar bakım alacaklısından kanun gereği nafaka istemeye hakkı olanlardır.  Bu maddeye göre ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince, bakım alacaklısı edimini ifa ettiğinde, kendisinin kanunen bakmaya zorunlu olduğu kimselere karşı bu yükümlülüğünü yerine getirmeyecek duruma düşmesi halinde, bu kimseler tarafından söz konusu sözleşme iptal olunabilir. Hâkim, sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödemesine karar verebilir.

A. Bakım Alacaklısı Mirasçıların Tenkis Talepleri:

Türk Borçlar Kanunu’nun 615. maddesinin son fıkrasında düzenlenmiştir. Hükme göre, bakım alacaklısının ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapmış olduğu tasarruflara karşı mirasçılarının tenkis davası açabilecekleri belirtilmiştir.

Tenkis davası saklı pay mirasçılarının saklı paylarının ihlal edilmesinin yaptırımıdır. Tenkis davası yenilik doğuran bir davadır. Mahkemenin tenkis kararı yenilik doğuran bir karardır.

Tenkis davasının şartları ise, davacının saklı pay mirasçısı olması gerekir, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile saklı paya tecavüz edilmesi gerekir.

Tenkis davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir.[29] Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son ikametgâhı adresidir.

Tenkis davasının mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri günden itibaren bir yıl ve her halde vasiyetname ile yapılan tasarruflar için vasiyetnamenin açıldığı günden, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması gününden itibaren on yıl içerisinde açılması gerekmektedir (TMK 571/I). Tenkis davası yenilik doğuran bir dava olduğundan, buradaki süreler hak düşürücü sürelerdir.

MERT ÖNAL

KAYNAKÇA

Akartepe, K., Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi, (Doktora Tezi) İstanbul 2005

Erdem N.,Türk Borçlar Kanunu Şerhi ve Davaları, Adana 1990

Özkaya, E., Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi, Ankara 2007


Dipnotlar:

[1] Yarg., 1.HD., 13.03.2007 T., E. 2007/10338 ,  K.2008/195

[2] Yarg., 1.HD., E.2016/10225,  K.2020/228,  “Türk Borçlar Kanunu’nun 611.maddesi bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörmemiş, bakım alacaklısının özel bakım ihtiyacı içinde bulunmasını zorunlu kılmamıştır.”

[3] Karahasan, s. 991 “Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin resmi biçimde düzenlenmesi gerekir. Burada biçim geçerlilik koşuludur.”

[4] Akartepe, s. 45

[5] Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2008 tarihli ve 2008/14-70 2008/104 sayılı Kararı “Kaynağını Türk Borçlar Kanunu’nun 611. ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan Kanunun 612. ve Türk Medeni Kanunu’nun 545. maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmelidir.”

[6] YİBK., 10.12.1952 T., E. 4, K. 5; RG. 13.3.1953

[7] Erdem, s.641

[8] Erdem, s.643

[9] Akartepe, s.95

[10] Özkaya E., s.123

[11] TMK 572: Mirasbırakan, sağlığında bütün mal varlığını miras sözleşmesiyle atadığı mirasçıya devretmişse, bu mirasçı resmî defter düzenlenmesini isteyebilir.

Mirasbırakan, mal varlığının tamamını devretmemişse veya tamamını devrettikten sonra yeni mallar edinmişse; miras sözleşmesi, aksine bir kural içermedikçe, yalnız sağlıkta devredilmiş olan malları kapsar.

Mirasbırakanın sağlığında mal varlığını devretmesi hâlinde, miras sözleşmesinde başka türlü bir kural yoksa, miras sözleşmesinden doğan hak ve borçlar atanmış mirasçının mirasçılarına geçer.

[12]TMK 406: Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.

[13]TBK 616: Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bu oransızlığın tespitinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca, bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır. Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler, anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilerek, denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir.

[14] Özkaya E., s.250

[15] Akartepe, s.126

[16] Akartepe, s.126–127

[17] Akartepe, s.128

[18]TBK 617: Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur. Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.

[19]TBK 618: Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir.

[20] Akartepe, s.131-132

[21] TMK 681: Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.

Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.

[22] TMK 546: Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla her zaman ortadan kaldırılabilir. Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı miras sözleşmesinin yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; mirasbırakan, miras sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir.

Tek taraflı ortadan kaldırma, vasiyetnameler için kanunda öngörülen şekillerden biriyle yapılır.

[23]TMK 547: Miras sözleşmesi gereğince sağlararası edimleri isteme hakkı bulunan taraf, bu edimlerin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması hâlinde borçlar hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.

[24] TMK 548: Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan kişi mirasbırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşmesi kendiliğinden ortadan kalkar.

Mirasbırakandan önce ölen kişinin mirasçıları, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ölüme bağlı tasarrufta bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde ettiği ölüm tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler.

[25] Akartepe, s.139–140.

[26] Akartepe, s.140.

[27] TMK 510: Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarabilir:

1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

[28] TBK 615: Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanuna göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkânını kaybediyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilirler. 

Hâkim, sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödemesine karar verebilir.

Mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır.

[29] Yarg., 20.HD., E.2015/1952,  K.2015/6190, “Tenkis ve vasiyetnamenin tenkisi davaları yenilik doğurucu nitelikte hüküm almayı gerektiren isteklerden olup 3402 sayılı Kanunun 25/son maddesi uyarınca davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine aittir.”

Son Yazılar: