Suç ve Genetik

İnsanlar suçlu mu doğar çevre mi onları suçlu yapar?

Bir toplumun bireylerine kurumlarına ya da bütünlüğüne zarar veren her faaliyet bir suçtur ve bu suçu işleyen bireye de suçlu kimse denir. İnsanlar, bilerek ya da bilmeyerek bir şekilde suç işlerler. Bilim insanları uzun yıllar boyunca yaptıkları araştırmalarla insanların suç işlemesinin sebebini çevresel faktörler, toplumsal tabular, yaşam standartlarının
düşük olması gibi birçok sebebe bağlıyorlardı. Ancak son yıllarda psikologlar da insanların suça eğilimini araştırmaya başladı. Psikologların bu araştırmaları ve birçok deney sonucunda insanların suç işlemesini etkileyen iki temel sebep olduğu ortaya çıktı. Birisi herkesin bildiği gibi çevresel faktörler diğeri ise doğuştan sahip olduğumuz genler.


Genlerin hayatımızın her noktasında bir önemi var. Genlerimiz vücutlarımızın yapısını ve oluşumunu kodlayan kimyasal moleküllerdir. Birçok şeyde belirleyici etkenlerden birilerdir. Bir bütün olarak baktığımızda bizler genlerimizin bizi yaptığı kişileriz. İnsanların sahip olduğu genetik yapılar hayatlarına yön veriyor. Örneğin genler fiziksel özelliklerimizi etkilediği gibi bazı psikolojik hastalıklar da genlerle aktarılıyor. Hatta zekânın da genetik
bir şey olduğunu gösteren birçok bilimsel çalışma var. İşte tam bu nokta da bazı psikologlar ve bilim insanları yaptıkları deneyler sonucunda genlerin de insanları suç işlemeye iten bir etken olduğunu söylüyorlar.


Suç bilimi bugünkü adıyla kriminoloji üzerine ilk araştırmalar İtalyan hekim Cesare Lombroso tarafından yapılmıştır. Cesare, kriminoloji biliminin babası olarak da bilinir. Cesare’ den sonra birçok kişi daha genlerin suç işleyen insanlar üzerindeki etkisini araştırmak için kriminoloji alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Bartol’ un yaklaşık 3000 ikiz üzerinde yaptığı ‘’İkiz Çalışması’’ buna bir örnektir. Aynı zamanda ‘’Aile ve Adaptasyon’’ çalışmaları genetiğin, insan psikolojisini ve suç işleme potansiyelini nasıl etkilediğini göstermiştir.


Son yıllarda genetik, bazı davaları ve insan davranışlarını açıklamak için kullanılmaya başlanmıştır. Hatta bazı davalarda genetik faktörler savunma olarak kullanılmıştır. Popular Science dergisi bu konu hakkında bir örneği kısaca şöyle anlatıyor, Amerika’nın eyaletlerinden biri Tennessee’de 2006 yılının sonbaharında bir gece Bradley Waldroup isimli şahıs boşandığı eşi ve onun yakın bir arkadaşı Leslie Bradshaw’a 4 çocuğunun önünde palayla saldırdı. Leslie ölürken eski eşi şans eseri kaçıp kurtuldu. Ölüm cezasına çarptırılan Bradley’ i kurtarmak için avukatları değişik ve daha önce görülmemiş bir yaklaşımla mahkemeye geldiler ve kısmen başarılı oldular. Bradley’in kan örneklerini bir üniversite laboratuvarına gönderen avukatlar özel bir genin araştırılmasını istediler. Gerçekten de Bradley’ in X kromozomunda Monoamin oksidaz-A (MAOA) enzimini kodlayan gende bir farklılık vardı. Taşıdığı gen hiç ceza almaması için yeterli olmasa da ceza indirimi almasını sağladı. Bradley canavarca bir hisle ve eziyetle insan öldürme suçu yerine kasten öldürme fiilinden ceza aldı.


İnsan vücudunda dopamin serotonin gibi transmitterleri parçalayan MAOA geni eksikliğinde bu transmitterler beyinde birikip kontrol kaybına öfke ve şiddete yol açabiliyor. MAOA geninin uzun yapısına sahip olanlar insanlarda pek fazla sorun görülmemesine rağmen MAOA geninin kısa yapısına sahip olan insanlar eğer uygun çevre ve şartlarda büyümezse sorun çıkabiliyor. Genetik bilimciler MAOA enzimi eksikliği ve şiddet içeren davranışlar arasındaki bağlantı üzerinde yaklaşık 20 yıldır araştırmalar yapıyorlar. Medya bu enzimin eksikliğine sebep olan genlerden birine isim bile taktı, SAVAŞÇI GEN. Birçok insan bu genin bazı insanların sergilediği şiddet davranışlarında büyük etkisi olduğunu düşünüyor.


Şiddetin genetik kökeniyle ilgili modern araştırmalar, Hollanda’da Nijmegen Üniversite hastanesine gelen bir kadın sayesinde 1978’de başladı. Bu kadın ailesindeki erkeklerin (birçok erkek kardeşi ve kendi oğlu) aynı akıl hastalığına
sahip olduğundan şüpheleniyor ve hastaneye başvuruyor. Ailedeki erkeklerden 2 tanesi kundakçılık yapıyor. 1 tanesi öz kız kardeşine tecavüz etmeye çalışıyor. Bir diğeri, patronunu arabasıyla ezerek öldürmeye çalışıyor. Başka bir tanesi yine öz kız kardeşine bıçak çekerek soyunmaya zorluyor. Ailede işlenen bu suçlardan dolayı tedirgin olan başka bir aile
bireyi de yaptığı araştırmalarla ailedeki bu şiddet suçlarının 1870’lere dayandığını ortaya çıkarıyor. Bu kadının hastaneye başvurmasından 10 yıl sonra doktorlar şiddete meyilli adamların X geninde bir mutasyon meydana geldiğini saptıyor. Bu mutasyonun MAOA genine zarar verdiği ortaya çıkıyor. Gen X kromozomunda olduğu için sadece bir X
kromozomuna sahip erkekler, iki X kromozomuna sahip olan kadınlara göre daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Çünkü kadınlardaki sağlıklı ikinci X kromozomu bu bozukluğu telafi edebiliyor. Ancak kadın bu kromozom bozukluğunu oğluna aktarabiliyor. Suçlu erkeklerin kromozomlarını inceleyen bilim insanları süper erkek sendromumun yani bireyde XY kromozomları yerine XYY kromozomları bulunması sonucu oluşan kalıtımsal anormalliğin suçlular arasında rastlanma sıklığının normalden 12 kat daha fazla olduğunu gözlemlemişlerdir. İnsanların doğuştan sahip oldukları bu fazla Y kromozomunun bireylerdeki şiddet ve suç eğilimini arttırdığı yönünde yorumlar yapılmıştır.


İlerleyen zamanlarda bu genetik farklılık ABD mahkemelerinde savunma unsuru olarak birkaç kez daha gündeme getirilmiş ancak bir başarı elde edilememiştir. Böyle bir durumda mahkemenin nasıl karar vereceği de hala bilinmeyen bir denklemdir. Çünkü yasalara göre bir insana ceza verilebilmesi için önce o kişinin suç işlediği anda bilinçli mi, iradesini kullanarak mı bu suçu işlemiş olduğuna bakılır. Buna ceza sorumluluğunun bulunması denir. Akıl hastalarına, çocuklara ceza verilmemesinin nedeni budur. Yakın bir gelecekte suç işleme konusunda genetiğin de etkili olabileceğinin
kanunlara girebileceğini düşünürsek. Belki de kökünde suç işleme geni olduğu tespit edilenler bunu kalıtsal bir hastalık gibi yaptığı düşünülerek ceza almayacak. Gelecekte neler olacağını kimse bilemez. 50 yıl öncesine kadar kimse birisinin suç işlemesinin nedenlerinin o insanın DNA’sında yatabileceğini tahmin bile edemezdi. O yüzden her gün gelişen ve sonsuz DNA sarmalının bir parçasını daha bize açıklayan bilimin yarın karşımıza ne ile çıkacağını bilmiyoruz. Yaklaşık 200 yıl önce Nietzsche ‘Babanın gizlediği şey, oğulda ortaya çıkar’ demiş. Bekleyelim görelim Nietzsche haklı mıymış
iddiasında.

Eda GÖKÇE

And Dergi 4. sayısında yayımlanmıştır.

KAYNAKÇA:
1. ATASOY, SEVİL (2007,9 HAZİRAN) SUÇ VE GENETİK, HÜRRİYET : http://www.hurriyet.com.tr/suc-ve-genetik-6676903
Adresinden alındı.
2. DEMİR , ŞAMİL (2012, HAZİRAN) SUÇ BİLİMİNDE GENETİK FAKTÖRLER ‘SAVAŞÇI GENİ’ : https://www.samildemir.av.tr/2012/06/suc-biliminde-genetik-faktor-savasci-geni/ Adresinden alındı.
3. DOVEY , DANA (2015, 9 MART) ARE CRIMINAL MINDS BORN OR MADE? BBC DOCUMENTARY EXPLORES PSYCHOLOGY OF COLD – BLOODED KILLERS,
4. MEDICAL DAILY : https://www.medicaldaily.com/are-criminal-minds-born-or-made-bbc-documentary-explores-psychology-cold-blooded-324990 Adresinden
alındı.

Kırlangıca dair: Yoz damdan bozma yirmi sene Ve fakülte, deprem, şair Kıvılcım. . Sonrasını masalarda anlatmadan önce Masaların sağır diplerine ...
Daha Fazlasını Oku
Bir toplumda kan, kan ile israf edilmişse Mezarlığın yabancısı değilse fikirler Savaş görmüş biz azınlıklar için sadece Ama sadece ölü ...
Daha Fazlasını Oku
Hukuk fakültesi sıralarından geçmiş olan herkes çok iyi bilir. Hukuka giriş dersinde hukukun ne olduğunun tanımı yapılırken daha büyük çerçevede ...
Daha Fazlasını Oku