Yargısal İçtihatların Türk Hukuk Sisteminde Konumlandırılması

Bilindiği üzere ikinci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olarak tanımlandıktan sonra, 76. Maddede de “yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerdedir.” denilmek suretiyle kanun koyucu yargının bağımsızlığını normlar hiyerarşisinde en üst konumda yer alan anayasa metninde düzenleyerek güvence altına almıştır. Aynı şekilde ülkemizde yargı bağımsızlığını tesis etmeye yönelik birçok kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri de bulunmaktadır. Bizim hukuk sistemimizde de açık şekilde fark edildiği üzere her sistem ve bu sistemlerin uygulama alanı bulduğu kültürlerde yargı bağımsızlığı sorunu farklı seviyelerde ortaya çıkabilmektedir. Buna güzel bir örnek olarak İngiltere’de çok yakın zamana kadar parlamentonun lortlardan oluşan kanadının aynı zamanda yüksek mahkeme olarak görev yapması gösterilebilir. Parlamentoda yer alan siyasi bir kanadın bu şekilde yargı bağımsızlığını sorgulatmadan yüksek mahkeme olarak görev yapması farklı kültürlerde pek rastlayamayacağımız bir örnektir. İşte her ne kadar anayasamız
ve diğer düzenlemelerle bu konuda geniş kapsamlı bir mevzuatımız oluşturulmuş olsa da süreç içerisinde hukuk sistemimizde [ülkemizin hukuk kültürünün etkisiyle] bazı sıkıntılar, aksaklıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu problemlerden bir tanesi de ülkemiz hukuk sisteminde yardımcı bir kaynak olarak yer alan yüksek yargı içtihatlarının etkinliği ve yanlış konumlandırılmasıdır.


Türk yargısı bağımızdır! Ancak neye, kime karşı bir bağımsızlıktan bahsedilmektedir? Bu sorunun kolaylıkla bilinen bir cevabı vardır; yasama ve yürütmeye karşı bağımsızdır. Bu cevap doğru ancak eksiktir. Ülkemizdeki yargı bağımsızlığının
tesisi açısından önem arz etmekte olan ‘’yargının yargıya karşı bağımsızlığı’’ geçen süreçte pek üzerine konuşulmuş bir konu değildir. Yargı yasama ve yürütmeye karşı olduğu kadar yargıya karşı bağımsızlık konusunda da gereken düzeni tesis etmek mecburiyetindedir. İlke olarak bahsettiğimiz bu bağımsızlık şekli ülkemizde organik bakımdan mahkemeler arasında kendisini göstermektedir. Anayasamızda mahkemelerin birbirlerine karşı bağımsızlığını düzenleyen açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin diğer düzenlemelerden bu sonuca varılabilmektedir. Bu anlamda Anayasamızın 138/2 hükmüne göre emir/talimat verme yasağı bağlamında organ, makam
kavramlarının içine mahkemeler de girmektedir. Söz konusu olan emir/talimat vermeme yükümlülüğü, hiyerarşik olarak eşit olan aynı derece mahkemeler arasında olduğu gibi alt derecedeki mahkeme ile üst derecedeki mahkeme arasında da geçerli bir kuraldır. Son bahsettiğimiz durumda hukuki güvenilirlik açısından mahkemelerin vermiş olduğu
kararların denetime tabi tutulması bu kuralın sınırını oluşturmaktadır. Ancak olması gerektiği şekilde mevzuatla düzenlenen yüksek mahkeme denetimi, yukarıda da bahsetmiş olduğum ülkemizin hukuk kültürü sebebiyle zaman zaman amacını aşabilmektedir.


Yargı bağımsızlığı ülkedeki diğer anayasal değerleri tesis edebilmek için bir araçtır. Bu nedenle bağımsızlık kavramı yargıyı ve özelinde mahkemeleri nitelediğinde bazı sınırlamalara tabi tutulmalıdırlar. Bu bağlamda yüksek mahkemenin ya da başka bir ilk derece mahkemesinin daha önce vermiş olduğu karar toplumun hukuka güveni, eşitlik, tarafsızlık, çözüme hızlı ulaşma bakımından önemlidir. Mahkemelerce verilen somut bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturan karar olarak bilinen içtihat müessesinin bizim hukukumuzda teorik olarak yeri yardımcı kaynaklar içerisindedir. Ancak geldiğimiz noktada ise yargısal içtihatlar adeta hukukun asli kaynağı şeklinde kullanılmaktadır. Günümüzde yüksek mahkeme içtihatları öyle bir etkinlik kazanmıştır ki; savunma makamını temsil eden avukatlar kanun metinlerini açmak yerine ilk iş olarak yüksek mahkeme içtihadı taraması yapmaktadırlar. Diğer taraftan önüne konulan yüksek mahkeme içtihadına uymak zorunda olduğunu kabullenmiş karar makamındaki hâkimler uyuşmazlık hakkında bağımsız bir yargılama yapamamaktadırlar. Kısacası uyuşmazlıkların çözümünde kanun kapağını açmadan, bir yüksek mahkeme içtihadıyla yargılama sonuca ulaştırılabilir hale gelmiştir. Her hukukçu belirli çerçevede kendi hukuki nitelendirmesini yapabilmelidir ki tam manasıyla bir hukuk devletinden ve bağımsız bir yargıdan söz edilebilsin. Yazımın bazı yerlerinde de vurguladığım üzere; sistemler mükemmel olabilir, vücut bulduğu coğrafyada oturmuş bir hukuk anlayışı olması koşuluyla…

Hacı MADEN

And Dergi 4. sayısında yayımlanmıştır.

KAYNAKÇA:
1. YILMAZ, Halit: “Türkiye’nin Yargı Bağımsızlığına İlişkin Sorunlar”, TBB Yayınları, Ankara, Kasım/2009
2. GEDİK, Fırat, KOÇ, Emel: “Hüküm Kurma ve İçtihat”, Ankara Barosu Dergisi, Ankara, sayı.2, bahar/2009
3. KAYHAN, Fahrettin: “Özel Hukuk Uygulamasında Yargı İçtihatlarının ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının Normatif Gücü”, TBBD, Ankara, 1992/2

Kırlangıca dair: Yoz damdan bozma yirmi sene Ve fakülte, deprem, şair Kıvılcım. . Sonrasını masalarda anlatmadan önce Masaların sağır diplerine ...
Daha Fazlasını Oku
Bir toplumda kan, kan ile israf edilmişse Mezarlığın yabancısı değilse fikirler Savaş görmüş biz azınlıklar için sadece Ama sadece ölü ...
Daha Fazlasını Oku
Hukuk fakültesi sıralarından geçmiş olan herkes çok iyi bilir. Hukuka giriş dersinde hukukun ne olduğunun tanımı yapılırken daha büyük çerçevede ...
Daha Fazlasını Oku